Bir yaratıcı olduğunu kabul ediyordum. Ve insanın içine iki tane içgüdü yerleştirdiğini düşünüyordum. Bütün bilinenlerin yanında iki tane daha. Ve bunlar, asıl insan aklını şekillendiren istekler uyandırıyordu içlerde. Gösterişli davranışlara yol açıyorlardı. İnsanın çevresini kana bulayan davranışlar. Seks ve şiddet! İnsanoğlunun hem en derininde hem de en yüzeyinde yatan iki içgüdü… Ve yürüttüğüm mantık yoluna devam ediyordu. Zevkliydi seyretmesi ikisini de. Bugüne kadar milyarlarca dolar dökülmüştü ikisine de. Milyarlarca dolar çıkmıştı ceplerden, birkaç saniyesine tanık olabilmek için. Dergiler, kitaplar, filmler… Ve yaratıcıda zevk alıyordu bunları seyretmekten. Bir anahtar deliğinden seyreder gibi zevk alıyordu insanların birbirini düzüp öldürmelerinden. Röntgencilikti yaratıcıyı hayatı icat etmesine iten. Seyrediyordu yaptıklarımızı. Bunları anlamak için biraz televizyon seyretmek yeter. Biz insanlar, canımız acıdığı için medenileşmiştik. İkisini de yaparken utandığımız için icat etmiştik yasaları, evlilikleri. Aslında yaratıcının hayalinde yoktu medeni bir dünya. Biz istemiştik suların durulmasını. Kanın durmasını. Başımız ağrımaya başladığı için kadınların orgazm çığlıklarını duymaktan, yavaşlatmak için tecavüzleri, inşa etmiştik hapishaneleri. Biraz televizyon seyretmek yeter. Birkaç saat. Fazla değil. Zor değil, insanın dünyanın sonu olduğunu anlamak!
Altı milyar bir seks ve şiddet bahçesi. Altı milyarlık bir gaz odası. Gerçekçi olalım! İyi bir gösteriyiz bizi seyredene. Onun için ölüp ölüp doğuyoruz. Gösteri devam etsin diye!

Son Yorumlar